İŞSİZLİK —

1 yanıt dizini görüntüleniyor
  • Yazar
    Yazılar
    • #44337
      inanç şinel
      Katılımcı

      İşsizlik falan…

      Ne arayan olur, ne de soran, böyle günlerde… Telefonun çalmaz.
      Faturası gelir ama.
      O hiç sekmez.
      Unutmak istersin herşeyi…
      Devlet seni unutmaz.
      Belediye de.
      Dayarlar devamlı doğalgaz faturasını, elektrik faturasını, su faturasını…

      Salvo.
      Kafanı çıkaramazsın valla. Şarapnel yağmuru gibi gelir üstüne üstüne.
      Ev sahibi var bi de.

      Onu atlatsan, apartman yöneticisi var. Çünkü aidat diye bir şey var.
      Çadırda yaşamıyorsun.

      Şunu farkedersin aniden…
      Çalışırken, bir ay 30 gündür.
      İşsizken, bir ay adeta 3 gün.
      O kadar çabuk gelir faturalar.
      Ya da sana öyle gelir.

      Ve bir de şunu farkedersin…
      Bir toplum var, bir de sen. Sen dışardasın. Sana ihtiyaç yok! Baksana, sen olmadan da devam ediyor hayat.

      Neyse, abartma, yemek ye…
      Lokmaları kolay yuttuğun söylenemese de, ye… Yaşadığını hissedersin en azından… Aslına bakarsan, işsiz güçsüzken daha çok acıkıyor sanki insan. Veya ne bileyim, yemek yemek bile iş oluyor, oyalanıyorsun…
      Belki de ondan.
      Kalkarsın mesela yataktan…

      Vay anasını!
      24 saat var daha!
      24 saat!
      Bu kadar uzun muydu bu 24 saat denilen hadise? Öyleymiş meğer…
      Geçir, geçirebilirsen.

      Neden bilmem, dilini falan çıkarıp bakarsın, aynada… Ulan, dil gri! Hasta mıyız yoksa? Yok yok… Gereğinden fazla kendini dinlemeye başladın. Moralin bozuk diye hastalık hastası olma.
      Tıraş ol.

      Çalışan erkek olmayı beceremedin, bakımlı ev kadını ol bari…
      Televizyonu aç.
      Kadın programları filan seyret.
      Kadın programı dedim, aklıma geldi… Deli ediyor bu yemek programları beni… Bilene anlatıyorlar. İşi bilmiyorsan, işe yaramıyor. Sen yumurtayı kırana kadar, o hamuru tutuyor bile… Şeker ne kadar konacaktı? Bir çay bardağı mı, bir su bardağı mı? Ya tuz? Hangi ebattı kaşık? Allahın cezası, car car konuşacağına, versene şunu tekrar…
      Vermez.

      Ee-eeh!
      Kapat, çık dışarı.
      Arabayı alma. Suyla çalışmıyor. Para yok. Hem biliyorsun ki, ne zaman parasız kalsan, o zaman bozulur şanzuman denilen meret… İnadına masraf çıkarır… Zaten, hanım ses çıkarmıyor ama, bulaşık makinesi de bozuk. Sen istediğin kadar salağa yat. Bozuk işte.

      Neyse, yürü…
      Gez biraz.
      Elin cebinde, açılırsın.
      Bak millet işe gidiyor…
      Bey gibi direksiyonda elalem.
      Medeniyet denilen bu artık zaten…

      Otomobillerde yaşayan insanlar topluluğu! Sabah git, akşam dön. Günde 2 saat, yılda 1 ay… Her yıl ömrünün 1 ayını yaşamadığın için mutlusun!
      İşe gidiyorsun çünkü.

      Kunta Kinte bile kaçmaya çalışıyordu en azından… Biz ise, gönüllü olarak girmeye çalışıyoruz düzene…
      Vay be, lafa bak, lafa…
      Düşüne düşüne filozof mu oldun birader… Sana ne?
      Bana ne ama… Öyle.

      İyi iyi, uzatma, kaç oldu saat?
      Daha 14.00…
      Akşama yıllar var.

      Sakın gitme eve… Çocuk okuldan geldiğinde, seni otururken görmesin. Belli etmiyor ama, kahroluyor. Arkadaşları sorsa, “senin baban çalışmıyor mu” diye? Ne cevap verecek? Havanın kararmasını bekle, en iyisi… Herkesin babası ne zaman geliyorsa, o zaman…
      O zamana kadar?
      Taksim'e git bari.

      Gitmem kardeşim… Çok genç işsiz var orada. Senin saçın başın ağarmış, hâlâ iş arıyorsun, garip bir duygu, olmuyor, eziyor insanı… Gitmem.
      Boğaz'a git…
      E dün de gittik.
      Gemileri sayarsın…
      Saydık ya!

      Hem zaten, sayıyoruz sayıyoruz, gemi gidiyor, sen kalıyorsun. O fena. Bir de şurası çok matrak… Dikkat ettim, işi olanlar restorana oturuyor, sırtı Boğaz'a dönük… İşsiz olanlar banka oturuyor, yüzü Boğaz'a dönük… Ben Boğaz'ın yerinde olsam, sırtını dönenlerin yüzüne bile bakmam.

      Anlaşıldı…

      Kendi kendine konuşmaya başladığına göre, kafayı yiyorsun galiba… Gir bir kahveye, haber maber seyredersin… Ne diyor bak spiker?
      “İşsizlik geriledi sayın seyirciler… Yüzde 11.4 düzeyindeki işsizlik oranı, yüzde 10.4'e düştü.”
      Şahane yahu!

      Aslında not alsan bunları fena olmaz… Yarın öbür gün gazetede mazetede işe girersen, yazarsın belki…

      YILMAZ ÖZDİL,SABAH

    • #53049
      aysgl_snl
      Katılımcı

      İş…

      Kazım: Yurtdışında ekonomi okudum, işsizim. Eşim öğretmen. Onun getirdiği paraya bakıyorum kaç senedir… Utanç içindeyim.

      Levent: Bilkent mezunuyum, 2004'ten beri işsizim, bir mağazada tezgahtarlık bile yaptım, 500 lira maaşla… Okula her sene 14 bin lira ödedim, karşılığı 500 lira…

      Umut: Kızkardeşim kimya mezunu, ilk yıl bir dersanede ücretsiz çalıştı, ikinci yıl ayda 150 lira verdiler. Haftada değil, ayda 150 lira… Bu yılki maaşı 250 lira!

      Bilge: Kütahya'da iktisat okudum, işsizim, Elazığ'da bütün bankalara başvurdum, torpilim yok, giremiyorum.

      Nur: Güzel Sanatlar'ı birincilikle bitirdim, yüksek onur belgesiyle mezun oldum, 4 yıldır işsizim.

      Bahar: Eşim İTÜ'den uçak mühendisi, 16 aydır işsiz…

      Mesut: Oğlum, Kayseri Üniversitesi mezunu, askerliğini bitirdi, işsiz, Amerika'ya gönderemiyorum, çünkü hem emekliyim, hem de başkaları gibi sponsor bulamıyorum!

      Nevin: Bir yeğenim Kırıkkale İktisat mezunu, işsiz… Öbür yeğenim, Gazi İnşaat'ı bitirdi, işsiz. İskender: İşsizlik azaldıysa, ben niye işsizim? O düşen oranlar niye bana isabet etmiyor? Erol: Dokuz Eylül İktisat'ı bitirdim, Anadolu Üniversitesi Dış Ticaret'i bitirdim, işsizim… Annem babam benimle hep gurur duyardı, çevremizdeki insanlar bize imrenerek bakardı. Şimdi?

      Dilek: Bunu mutlaka yazın, iktisat mezunuyum, kapı kapı dolaşıp iş arıyoruz, ahlaksız, iğrenç tekliflerle karşılaşıyoruz… Atıl: Endüstri mühendisiyim, babamın taksisinde çalışıyorum. Tibet: Dokuz Eylül Maliye'yi bitirdim, 4 yıldır iş arıyorum, asgari ücrete bile razıyım, yok.

      Kadir: Yetiştirme yurdunda büyüdüm, Trakya Üniversitesi'nden anestezi teknisyesi oldum, işsizim. Ailesi olanlar bile işsiz, biz ne yapacağız? Besim: Anadolu İktisat mezunuyum, 2002'den beri iş bulamıyorum, küçük şirketler üniversite mezunu istemiyor, büyük şirketler bizim üniversiteyi istemiyor…

      Hüseyin: Sınıf öğretmenliği mezunuyum, işsizim. Nişanlım, sınıf öğretmenliği mezunu, işsiz. Babası da, haklı olarak, “iş yoksa, evlilik yok” diyor. Sibel: ODTÜ Kimya mezunuyum, umutsuzca iş arıyorum.

      Aziz: Gazi kamu yönetimi mezunuyum, girmediğim sınav, başvurmadığım yer kalmadı, hâlâ beklemedeyim. Serdar: Hacettepe mezunuyum, Ankara'da olmadı, ailemin yanına Mersin'e geldim, yine iş yok, yaş oldu 32…

      Esin: Üniversite mezunu kardeşim, 2 yıldır cep harçlığıyla idare ediyor, bu durumun nasıl onur kırıcı olduğunu tahmin edebilirsiniz… Emir: İşletme mezunuyum, İngilizcem ana dilimden iyi ama, iş bulamıyorum, hiç aklımda yoktu, Kanada'ya gidiyorum. Mehtap: Eşim desinatör, 2 senedir otoparkçılık yapıyor, 500 lira maaş alıyor, 70 metre evimizin kirası 400 lira, başka ne yazayım ki?

      Ayten: Hacettepe İşletme mezunuyum, işim yok, kredi kartı ihtarnameleri yağıyor, umudum tükeniyor. Leyla: ODTÜ Fizik'i bitirdim, 2 yıl sekreter olarak çalıştım, 4 yıldır işsizim. Ruh sağlığımı korumak için ücret almadan İngilizce dersi veriyorum. Seda: Eğitimci ailenin kızıyım, Türkiye'nin en iyi üniversitelerinin birinden matematik mezunuyum, atanmıyoruz… Birçok arkadaşım psikolojik tedavi görüyor.

      Pınar: Aslında peyzaj mimarıyım, bankada iş bulmuştum, şimdi işsizim, 8 aydır. Ali: Yıldız Teknik Elektrik Mühendisliği mezunuyum, işsizim. Serkan: Marmara İletişim'i bitirdim, askerlik görevimizi de yatmadan tamamladık, ne cemaatim var, ne de dayım, geziyorum…

      Sibel: Eskiden çocuklu aileye ev vermezlerdi… Şimdi çocuğu olan kadına iş vermiyorlar. Meral: İki diplomam var, İngiltere'de lisan okudum; bulabildiğim iş, sekreterlik. O da asgari ücretle. Özkan: Arkeoloğum, plajda cankurtaran olarak çalışıyorum, 2 ay sonra yine işsizim…

      Turan: Kamu Yönetimi okudum, komiyim… Komiğim manasında değil, bildiğiniz otel komisi! Serpil: Tarih mezunuyum, önce markette çalıştım, şimdi sekreterim… Metin: Kimya mezunuyum, işsizim, iş görüşmesine gidiyorum, kapıda kuyruk, en az 50 kişi başvurmuş, sizi ararız diyorlar, ne arayan var, ne soran…

      Engin: İnşaat mühendisiyim, ileri derecede İngilizce biliyorum, 3 yıldır işsizim, 3 aylığına animatör olarak iş buldum. Gocunmuyorum. Ama, hizmet ettiğim insanların çoğu Alman ve emekli. Kendi emekliliğimi hayal bile edemiyorum.

      Yusuf: Muğla İşletme mezunuyum, 3 yıldır iş arıyorum, babam, “hayatta en hakiki mürşit torpildir” diyor. Tufan: Aslında Ziraat Mühendisi'yim, bir özel bankada çalıştım 5 yıl boyunca, sonra kapının önüne koydular, 2 yıldır iş arıyorum, 3 yaşında oğlum var… Kayınpederin eline bakıyoruz. Adamcağız kızını bana verdiğine bin pişman… Kızı evlendiğine…

      Rastgele seçtim bunları…
      Değil köşeye, gazeteye sığmaz…
      Ama, şöyle mesajlar da var tabii.

      Murat: Bile bile yalan yazıyorsunuz, ahlaksızsınız. Türkiye'de işsizlik diye bir sorun yok. Adam kahvede oturmayı seviyor, sonra da işsizim diye bağırıyor. Geçin bunları. Yalan yazmayın.

      YILMAZ ÖZDİL , SABAH GAZETESİ

1 yanıt dizini görüntüleniyor
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.